Hamit Balcı – Kentsel Dönüşümden Kültürel ve Ahlaki Dönüşüme: Roman Kimliğini Sulukule’de Anlamak

Hamit Balcı – Kentsel Dönüşümden Kültürel ve Ahlaki Dönüşüme: Roman Kimliğini Sulukule’de Anlamak

Hamit Balcı, Doktor Adayı

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi,

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı

https://orcid.org/0009-0000-8223-1600

DOI: 10.5281/zenodo.10411184

Kentsel Dönüşümden Kültürel ve Ahlaki Dönüşüme: Roman Kimliğini Sulukule’de Anlamak

Bu makalede kimlik ile değişim üzerinde durulmakta, öte yandan kimlik ile bireysel kişilik arasındaki tutarsızlıkların imkânları incelenmektedir. Her birey, kendi kimliğine istisna oluşturan karakteristik özellikler sergiler. Bu durum kimliğin bireyi bütün olarak temsil etmesinin önüne geçer. Dolayısıyla, kuşatıcı bir kimlik tespiti çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Ayrıca özcü bir anlayışa sahip olan kimliklerin tayini ile iktidar/erk mefhumu arasında bir ilişki de bulunmaktadır. Kimliğin belirlenmesinde erklerin sahip olduğu belirleyici roller, kimliğin dinamik rolünü de hesaba katmamaktadır. Makalede kimliğin dinamik doğası, Romanlarla meskûn bir mahal olan İstanbul’un Sulu kule semti üzerinde değerlendirilmektedir.

Neva Tezcan Topuz & Muhammet Topuz – Descartes’ın Ahlâkı Epistemik ve Metafizik Temellendirmesi

Neva Tezcan Topuz & Muhammet Topuz – Descartes’ın Ahlâkı Epistemik ve Metafizik Temellendirmesi

Neva Tezcan Topuz, Doktora Öğrencisi

Sakarya Üniversitesi, Felsefe Anabilim Dalı

https://orcid.org/0009-0007-0776-7721

Muhammet Topuz, Yüksek Lisans Öğrencisi

Sakarya Üniversitesi, Felsefe Anabilim Dalı

https://orcid.org/0009-0000-7815-5334

DOI: 10.5281/zenodo.10429800

Descartes’ın Ahlâkı Epistemik ve Metafizik Temellendirmesi

Descartes’ın ahlâk anlayışını incelemek ve erdemle eylemin nasıl birleştiğini görmek, mutluluk ahlâkından ödev ahlâkına evrilen ahlâk felsefesi tarihinde zihinlerimizdeki gediği kapatması bakımından hayli mühimdir. Bu çalışmada, Descartes’ın felsefesinin Stoacı ve Aquinasçı kökenleri irdelenerek ödev ahlâkının temeli ile ilgili verdiği ipuçları ve kendisinin “Geçici Ahlâk” olarak isimlendirdiği maksimler dizgesinin dayanakları ortaya konmaya çalışılmıştır. Nihayetinde Descartes’ın geçici ahlâkının yerini bir kalıcı ahlâkın alıp almadığı, Ruhun İnfialleri’nde ortaya konan sistemin bir kalıcı ahlâk olup olmadığı gibi sorular tartışılmaya devam edeceklerdir.

İbrahim Safa Daşkaya – Sofist Retoriğin Görecilik Tartışmaları Bağlamında Felsefeye Katkısı: Dissoi Logoi Örneği

İbrahim Safa Daşkaya – Sofist Retoriğin Görecilik Tartışmaları Bağlamında Felsefeye Katkısı: Dissoi Logoi Örneği

İbrahim Safa Daşkaya, Doç. Dr.

Sakarya Üniversitesi, Felsefe Bölümü

https://orcid.org/0000-0002-4615-6145

DOI: 10.5281/zenodo.10429798

Sofist Retoriğin Görecilik Tartışmaları Bağlamında Felsefeye Katkısı: Dissoi Logoi Örneği

Bu makalenin konusu, uzmanlarının çoğu tarafından Sofistlere ait olduğu düşünülen (Dissoi Logoi) metninin, Sofistlere atfedilen göreciliği yansıtıp yansıtmadığını sorgulamaktır. Bu maksatla kitabın ilk dört bölümünde sözü edilen kavramlar (“iyi-kötü”, “güzel-çirkin”, “adil-adil olmayan”, “doğru-yanlış”) hakkında yazarın ileri sürdüğü karşıtlıkları inceleyeceğim. Metnin kendi retoriğini bu dört bölümde nasıl kuruduğuna değindikten sonra bu retoriğin göreciliğe izin verip vermediğini, yine Dissoi Logoi’den yapacağım alıntılar ışığında tartışacağım. Böylece metnin iddia edildiğinin aksine etik ve bilgi alanında göreciliği benimsemediğini göstermeyi hedefliyorum. Yukarıda anılan kavram çiftleri hakkında ileri sürülen karşıt savların nasıl anlaşılması gerektiği, geleneğin de uzun uzun tartıştığı bir sorundur. Bu soruna getireceğiniz alternatif bir çözüm hem genel Sofist imgenizi gözden geçirmenize yol açabilir hem de bu metne dair yeni yorumlara izin verebilir. Bu tarz yorumlar, Sofistlerin ussal düşünce ve siyaset konularını uygun şekilde ele almak için kapsamlı argümanlar üretilmesinde nasıl etkili olduklarını gösterebilir. Dolayısıyla bu düşünürlerin logosu kendi bilme/bilgi projelerinin merkezine koyan kuramcılar olduğunu söylemek abartılı bir iddia sayılmaz.