AHLAK DERGİSİ
Ender Büyüközkara – Yunus Emre Düşüncesinde Ahlak İlkeleri

Ender Büyüközkara – Yunus Emre Düşüncesinde Ahlak İlkeleri

Ender Büyüközkara, Dr., Sakarya Üniversitesi

https://orcid.org/0000-0002-7039-3159

DOI: 10.5281/zenodo.5336926

Yunus Emre Düşüncesinde Ahlak İlkeleri

Bu çalışmanın konusunu, Yunus Emre’nin tasavvuf sisteminde ahlak ilkelerinin incelenmesi teşkil eder. “Aşk” mefhumu söz konusu sistemde temel yapıtaşı konumundadır. Aşk, insanı hakikî manada insan kılan öğe şeklinde düşünülmekte ve bu çerçevede âşık, ahlaklılık ve kemal sahibi insan-ı kâmile tekabül etmektedir. Buna bağlı olarak ahlak ilkeleri, ahlaklılık ve kemal idealine ilişkin temel kurallar yani kişiyi âşık kılacak temel düsturlar şeklinde düşünülebilir.

Ender Büyüközkara – Nurettin Topçu’nun İsyan Ahlakı’nın Ölüm Etiği Temelli Bir Okuması

Ender Büyüközkara – Nurettin Topçu’nun İsyan Ahlakı’nın Ölüm Etiği Temelli Bir Okuması

Ender Büyüközkara – Dr.- Sakarya Üniversitesi

DOI: 10.5281/zenodo.4173340

Orcid: https://orcid.org/0000-0001-6415-5501

Yıl: 2020 (Eylül) / Cilt: 1 / Sayı: 1
Sayfa: 17-33

Anahtar Kelimeler: HareketHürriyetİradeİsyanÖlüm EtiğiSorumluluk

Nurettin Topçu’nun İsyan Ahlakı’nın Ölüm Etiği Temelli Bir Okuması

Özet

Nurettin Topçu, Maurice Blondel’in hareket felsefesi ve tasavvuf temelinde ahlak anlayışını oluşturur. Bu anlayış iradeci idealizm, hareket ahlakı ve isyan ahlakı tabirleriyle ifade edilmektedir. Bu çalışmada Topçu’nun ahlak alanına ilişkin görüşleri ölüm etiği bağlamında değerlendirilecektir. Ölüm etiğinden kastım, “Ölmeden önce ölünüz” hadisiyle veciz bir biçimde ifade olunan, mecazî veya iradî ölüme dayalı bir ahlak anlayışıdır. Bu ölümle insan kendi benliğini bir açıdan Mutlak Varlık’ta yok ederek O’nda, O’ndan ve O’nunla olduğunun bilincine varır ve bu bilinç doğrultusunda ahlaklanır. Topçu’nun isyan ahlakı ölüm etiği perspektifinden değerlendirildiğinde şu hususlar dile getirilebilir: İnsan ferdî veya içtimaî türlü ayak bağları tarafından esir edilmiş haldedir. Bu esaretten kurtulmak için Allah’sız benliğe karşı isyan ve dolayısıyla hareket gerekir. Bunun neticesinde ise kişi tüm ferdî ve içtimaî aşamalardan geçerek sonsuzluğa, Mutlak Varlık’a ulaşır; O’nun iradesine teslim olur ve O’nun varlığında kendi varlığı silinir. Bu durumda mecazî veya iradî ölüm gerçekleşir. Bununla birlikte Allah ile insan arasındaki ikilik de mevcudiyetini muhafaza eder. Diğer taraftan, bu hareket ve isyan hali nihayetsiz olup sürekli yenilenmektedir.