Yapay Zekâ ve Ahlaki Zekâ

Yapay Zekâ ve Ahlaki Zekâ

Laura Pana, Doç. Dr., Bükreş Politehnica Üniversitesi

Çev., Esra Cizmeci Ümit, Doç. Dr., Yalova Üniversitesi

https://orcid.org/0000-0003-1193-9112

DOI: 10.5281/zenodo.5807409

Yapay Zekâ ve Ahlaki Zekâ

Yapay zekâ sistemlerinin davranışında bir ahlaki kodun uygulanmasının sadece soyut bir zekâ değil, belirli bir insan ve yapay zekâ biçimine ihtiyaç duyduğu tezini tartışıyoruz. Zekâyı, içyapısı ve ahlaki sistemin yapısal seviyeleri olan bir sistem olarak sunuyoruz ve aynı zamanda yapay zekâ sahibi faillerin belli başlı özelliklerini sunarak, onlara nasıl davranılması gerektiğini sıralıyoruz: 1- (karmaşık, uzmanlaşmış, özerk veya kendi kendine yeten, kararlı ve hatta öngörülemeyen davranışları olan) bireysel varlıklar, 2- ahlaki zekâ gibi çeşitli ve hatta çoklu zekâ formlarına sahip varlıklar, 3- (belirli, esnek ve sezgisel mekanizmalar ve karar prosedürleri ile) açık ve hatta serbest davranışlı performans gösteren sistemler, 4- sadece öğretime değil, eğitime de açık sistemler, 5- sadece “durum” değil “hayat bilgisi” olan varlıklar, 6- sadece otomatizmlerle değil, inançlarla (bilişsel ve duyuşsal kompleksler) donatılmış, 7- hatta düşünebilen ve yansıtabilen (“ahlaki yaşam”, yalnızca bir bilinç etkinliği değil, aynı zamanda bir ruhaniyet biçimidir), 8- bazı gerçek (bedensel veya sanal) toplulukların unsurları/üyeleri, 9- ve kültürel varlıklar: çünkü özgür davranış, “doğal” veya yapay bir varlığın eylemlerine kültürel değer katar. Bu tür özelliklerin uygulanması, insanlar gibi olan makineleri tasarlama, inşa etme ve eğitme çabalarını zorunlu olarak gerektirmez. İnsan ahlaki kodu telafi edilemez bir şekilde kusurludur: bu; etik sistemlerin icadıyla, ideal değerlerin dolaşımıyla ve etik eğitimle (bilgisayar eğitimiyle bile) giderilemeyecek tercihin, hesap vermenin (sorumluluğun değil) ve özgürlüksüzlüğün ahlakıdır. Ancak böyle kusurlu bir ahlak, uygulanması için mükemmel araçlara ihtiyaç duyar: özel mantık alanlarının; makineye sadece zekâ değil, aynı zamanda vicdan ve hatta ruh kazandıracak etkili psikolojik (teorik ve teknik) kazanımların; nesnel kararı öznel bir kararla tamamlamak için kapsamlı teknik araçların uygulamaları. Makine etiği en yüksek kalitede olabilir/olacaktır çünkü bilimlerden türetilecek, tekniklerle modellenecek ve teknolojilerle başarılacaktır. Yapay bir ahlaki davranışın uygulanması için gerekli olan belirli bir ahlaki zekâ hakkındaki kuramsal hipotezimiz doğruysa, bazı kuramsal ve teknik sorunlar ortaya çıkar, ancak aşağıdaki çalışma hipotezleri mümkündür: yapısal, işlevsel ve davranışsal. İnsan ve/veya yapay ahlakın geleceği tahmin edilmelidir.

Yasin Şahin – Henri Bergson’da Statik ve Dinamik Ahlâkın Sosyolojik İzdüşümü

Yasin Şahin – Henri Bergson’da Statik ve Dinamik Ahlâkın Sosyolojik İzdüşümü

Yasin Şahin, Arş. Gör. Dr., Giresun Üniversitesi

https://orcid.org/0000-0002-4016-1736

DOI: 10.5281/zenodo.6476578

Henri Bergson’da Statik ve Dinamik Ahlâkın Sosyolojik İzdüşümü

Bergson’da “ahlâk” kavramı üzerinden kapalı ve açık toplumların ahlâklanma biçimleri incelenmiştir. Ayrıca statik ve dinamik ahlâkın nasıl oluştuğu ve toplumsal alanda ne gibi yaptırımlarının olduğunun da üzerinde durulmuştur. Bergson, kapalı ve açık ahlâkın nasıl kazanılmış olduğu ve toplumsal alanda ne tür kültürel etkilerinin olduğunu bu eserinde açıklamıştır. O kapalı ve açık ahlâk biçimlerini zihin-altı ve zihin-üstü terimleriyle izah etmiştir. Ayrıca Bergson dinleri statik din ve dinamik din olmak üzere ikiye ayırmaktadır. O’na göre statik din sitenin dinidir, kapalı özellikte olup cemiyete aittir. Dinamik din ise açık dindir ve insanlığa aittir. Bu çerçevede Bergson ahlâk biçimlerinin, toplumların ve dinlerin birbiriyle ilişki biçimlerinin genel bir değerlendirmesini yapar.

Ebru Güven – Martha Nussbaum’un Dinsel Tahammülsüzlük Sorunu Üzerine Düşünceleri ve Çözüm Önerilerinin Bir İncelemesi

Ebru Güven – Martha Nussbaum’un Dinsel Tahammülsüzlük Sorunu Üzerine Düşünceleri ve Çözüm Önerilerinin Bir İncelemesi

Ebru Güven, Dr. Öğr. Üyesi, Artvin Çoruh Üniversitesi

https://orcid.org/0000-0002-5812-401X

DOI: 10.5281/zenodo.6476568

Martha Nussbaum’un Dinsel Tahammülsüzlük Sorunu Üzerine Düşünceleri ve Çözüm Önerilerinin Bir İncelemesi

Ayrımcılık insanlığın tarihi kadar eski olumsuz, yıkıcı, ötekileştirici bir tutumdur. Irkçılık, cinsiyetçilik, milliyetçilik, mezhepçilik, dincilik, sınıfsallık gibi pek çok farklı biçimlerde görünür olmaktadır. Ayrımcı tutumların ve eğilimlerin kaynaklarına baktığımızda çok geniş bir nedenler sıralamasıyla karşılamaktayız. Örneğin yanlış öğrenmeler, yaratılmış korkular, çarpıtılmış nefret duygusu, bilimsel, felsefi, siyasi düşünceler, dini-siyasi kişilikler, kusurlu eğitim anlayışları gibi etkenler bunların bazıları olarak gösterilebilir. Ancak insanlık tarihinde sorunların her zaman çözümleri de üretilmiştir. Bu çalışmada ayrımcı tutumlardan biri olan dinsel tahammülsüzlük probleminin anlamı, kaynağı, yarattığı sorunlar ve bunlara yönelik çözümler tarihsel ve toplumsal açılardan ele alınırken Amerikalı filozof Martha Nussbaum’un görüşlerinden hareket edilmektedir.

Mehmet Ali Gülpınar – Varoluşsal Hâl Üzerinden Ahlakiliği Çerçeveleme Denemesi: Hâlsel/Düşünümsel Etik

Mehmet Ali Gülpınar – Varoluşsal Hâl Üzerinden Ahlakiliği Çerçeveleme Denemesi: Hâlsel/Düşünümsel Etik

Mehmet Ali Gülpınar, Prof. Dr., Marmara Üniversitesi

https://orcid.org/0000-0003-1765-3529

DOI: 10.5281/zenodo.6476563

Varoluşsal Hâl Üzerinden Ahlakiliği Çerçeveleme Denemesi: Hâlsel/Düşünümsel Etik

Bu yazıda ahlakilik, “varoluşsal hâl” üzerinden temellendirilebilir mi sorusuna cevap aranmaya çalışılmıştır. Ahlakın “akıl” veya “duygu” yerine varoluşsal hâl üzerinden çerçevelendirilmesinin gerekçeleri ve imkânları tartışılmıştır. Bu arayışta karşıtlıklar üzerinden yürütülen tekçi veya ikili düşünce yaklaşımları yerine “farkı var’layan birlik” düşüncesi benimsenmiştir. Yine ahlaki düşünsellikleri “akılsallık” veya “akılsallaştırma”lar ile gerçekleştirmenin beraberinde getirdiği durumlar ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Ötekine açık akılsallıkların ahlakilikler ve ahlaki pratikler üretirken; ötekine kapalı akılsallaştırmaların daha çok ahlakçılık ve kategorik “iyi” ve “kötü”ler üzerinden giden ahlakçı pratiklerle sonuçlanması üzerine düşünülmüştür. Bu düşünüm iki örnek üzerinden açılmıştır: Pandemi sürecindeki “aşı karşıtlığı/ kararsızlığı” ve İstanbul Sözleşmesi etrafında yürütülen kadın ve aileye yönelik tartışmalar. Hem genel hem de İstanbul Sözleşmesi tartışmaları üzerinden “kendilik ve şahsiyet olarak kadın” bağlamında ahlakilik ele alınmıştır. Akılsallıklar çerçevesinde oluşturulacak ahlak sistemlerinin, teorilerinin ve toplumsal/kültürel ahlaki pratiklerin ana hatları ile çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevelemenin merkezi kavramları şunlardır: “arada’lık”, “ahlaki mesafe”, “yönelimsellik”, “fark”, “kendilik” ve “şahsiyet”. Bu kavramlar üzerinden “hâlsel/düşünümsel etik”, kendilik etiği, şahsiyet etiği ve meydanda etik/meydan etiği ele alınmıştır.